Nusrat Mayin Gemisi
TARSUS BELEDİYE BAŞKANI SN. BURHANETTİN KOCAMAZ'IN KONUŞMA METNİ
 

Nusrat Mayın Gemisi 1911 yılında Almanya’da imal edildikten sonra 1914 yılında Osmanlı Devleti tarafından satın alınmış ve 1915 yılında Çanakkale Savaşı’nda “tarihin seyrini değiştirerek” Türkiye Cumhuriyeti’nin temel yapı taşını oluşturmuştur.

Bu gemi sıradan bir gemi değil, Aziz Atatürk’ün belirttiği gibi; “Bu ülke tarihte Türk’tü, bugün Türk, ebediyen de Türk Kalacaktır.” Sözünü hatırlatırcasına “ÇANAKKALE’yi GEÇİLMEZ” kılan kahramandır. Bu geminin bir maketi de Çanakkale’de Çimenlik mevkiinde bulunmaktadır. Ancak Aslı budur.

1955 yılında ordudan terhis edildikten sonra uzun yıllar yük gemisi olarak görev yapmış, o limandan bu limana dolaşmış, yük çekmiş, çile çekmiş ve 1989 yılında Mersin limanı’nda Kıbrıs’a yük taşırken batmış. 10 yıl batık şekilde kaldıktan sonra 1999 yılında bazı gönüllüler tarafından çıkarılmış, kaderine terk edilmiş, “jilet” olmayı beklerken Tarsus Belediyesi tarafından alınarak restorasyonu yapılmış ve müze haline getirilmiştir. Tabiî ki Nusrat orda çürürken biz rahat uyuyamazdık.

Tarsus Belediyesi “Tarihini bilmeyen milletlerin, coğrafyasını başka milletler çizer.” Düsturu ve gençlere örnek olması maksadıyla bu kahramana sahip çıkmıştır.

Bu görevi bize nasip ettiği için Yüce Mevla’ya ne kadar şükretsek azdır. Şimdi Ey kahraman Gazi Nusrat, Bundan sonraki ebedi mekanın olan “Tarsus Çanakkale parkı’nda” rahat uyu. Çileli yolculuğun sona erdi. Tarsus ve Tarsus’lu seni sahiplendi. Sana kucak açtı. Seni bağrına bastı. Kim bilir? Belki de seni Tarsus’a çağıran bir sebep vardı.

Bu hizmet Türk milletine, ülkemize, insanlığa ve Tarsus’umuza hayırlı olsun. Hayat hikayen; Türk Milletine ve O’nun gençliğine ibret olsun.

18 Mart 2003
Burhanettin KOCAMAZ
Tarsus Belediye Başkanı

Başkanın Mart 2007 tarihli şiiri...



Çanakkale ve Nusret Destanı

Dedemizin toprağına sarkmıştı garbtan,
Haz almıştı bütün küffar vurduğu darbtan.

Payitahta ulaşmaktı hedef önceden,
İstanbul’a varacaktı haber vermeden.

Dalacaktı armadayla Çanakkale’den,
Sanmışlardı yol geçendir! Türk’e demeden.

Güvenmişler armadaya her halden belli,
Onlar bilmesede Nusret bizce besbelli.

O Nusret ki armadayı dize getirir,
Yedi düvel dolsa bile bize getirir.

Yedi-sekiz mart gecesi görevin yaptı,
Mayın döktü gemileri denize battı.

On sekiz Mart geldiğinde selam vermeden,
İzinsizce geçilir mi? Çanakkale’den.

Hasta adam deselerde o bir Türkoğlu,
Vatan için silkinince kimleri boğdu.

Birleşerek şu Boğaz’ı geçsek dediler,
Nusrat Hak’tan, Nusret’tende zoka yediler.

O Nusret’in boyu sadece kırk metredir,
Marifetse boyda değil maharettedir.

Mayınları döşeyince karanlık yere,
Gelen küffar dönecekti geldiği yere.

Kahramanlık elbette ki Türk’te saklıdır,
Gazi olmak, şehit olmak Türk’e tatlıdır

Çanakkale baş eğmedi, baş eğmeyecek,
Nusret varken, elbet boğaz geçilmeyecek.

Doğduğu yer! Atatürk’ün Anafartalar,
Büyük asker, zafer için zamanı kollar
Nusret için diyorlar ki hesabı bozdu,
Bozulmasa hesapları işgal kolaydı.

Neticede Marmara’da ölüm kol gezdi,
Gelibolu, Eceabat definden bezdi.

Zulmet elbet yıkılıyor yeter ki sabret
Dik durursan kahrolacak göster sen gayret.

Cesaret ve merhametler kol kol göründü,
Cesetlerden adeta bir siper örüldü.

Mehmetçiği gören gözler inanmamıştı,
O insanlık Türk’e özel, tanınmamıştı.

Kahramanlık Mehmetçiğin hep ön adıdır,
Ölümsüzlük şehadetin ağız tadıdır.

Yarımada cehenneme döndü adeta,
Bir gelecek olan gençlik söndü adeta.

Çanakkale bu milletin onur belgesi,
Titreyipte benliğine dönüş belgesi.

Bu savaşlar her Türk için bir abidedir,
Yaşananlar gerçektende bir mucizedir.

Yedi düvel oradaydı, yamyamlar bile,
Toplanmıştı Marmara’ya ama nafile.

Buraları yaşayanlar gelip görmeli,
Vatanına göz dikeni iyi bilmeli.

Şehadeti yol seçene saygı duymalı,
Bekâ için gerek neyse ona uymalı.

Çağıracak tümümüzü Yüce Yaradan,
Çıkmamalı farklı bir ses her bir kafadan.

Alınacak çok ders vardır Çanakkale’den,
Tüm dünyaya seslenmeli Anıttepe’den

Dünde vardı, bugünde var bu azim bizde,
Bir olunca tarih yazdık biz mazimizde.

Çanakkale bu devletin en ön sözüdür,
İnanmış bir asil gençlik onun gözüdür.

Zor günlerde birleşerek yüklenmek gerek,
Dar günleri, var günlere döndürmek gerek.

Nice Adsız Kahramanlar o sırra erdi,
O murada erişenler, görse ne derdi?

Bugün acep o şehitler nasıl dururlar,
Ruhlarını şad ettik mi? Nasıl uyurlar.

Vefa sanki İstanbul da eski bir semttir,
Nusret’ime yapılanlar gerçek ibrettir.

Kahramanlık bizde olmuş sıradan olay,
Sanılmasın yaptığı iş sanki çok kolay.

Varlığıysa önemlidir. O bu ülkenin,
Atılamaz! Satılamaz! Kahraman senin.

Yaşatılan çileleri hazmedemeyiz,
Üzülerek, dövünerek affedemeyiz.

Çileleri son bulmuşsa, bir tesadüftür,
Batık kaldı; tam on sene, ne teessüftür.

Çıkarıldı o batıktan hurda kaderi,
Olacaktı şu gerçek ki jilet benzeri.

Bu parktaki ihtişamı dünyalar değer,
Sahip çıksak hurda denen! Olurmuş meğer.

İade-i İtibarı nede yakıştı,
O Tarsus’a, Tarsus O’na çabuk alıştı.

Nusret’imiz parkımızda bulunca huzur,
Vebal kalktı milletimden, kalmadı kusur.

Koca Seyit mermisiyle burda duruyor,
Gelen geçen tüm dostlara selam sunuyor.

Nazmi Bey’le, Hakkı Bey’i biraz anmalı,
Kahramanlık ve cesaret; örnek almalı.

Tarsus’tan da Çanakkale almıştı şehit,
Bu vatanın her bir yanı, namusla eşit

Müzeden de hisse kapıp, faydalanmalı,
Çanakkale Destanını hatırlamalı.

Vatan ile Hürriyeti şiar seçmişiz,
Albayrak’ la, ezanına kulak kesmişiz.

Uyan artık ey milletim gafletin yeter,
Bu zulmete boyun eğmek, ölmekten beter

Yaşananlar bir ibrettir, ders almak gerek,
Ders alınsa yaşananlar, yaşanmaz demek.

Gençler size nasihatim, sakın kanmayın,
Türk’ün dostu yoktur! Kesin kes aldanmayın.

Çanakkale destanına şapka çıkartın,
Birkez daha yaşanmasın, dersler çıkartın.

Bu destanda anlattığım acı gerçekler,
Barış olsun, artık yeter gülsün tüm gençler.

Kocamaz’ın mısraları ferman olmasın,
Milletime kastedenler derman bulmasın.

Burhanettin KOCAMAZ / Mart 2007

Bu site Tarsus Belediyesi Tarafından Yaptırılmıştır.
www.tarsus.bel.tr
2007-2008